* nihat'ın ini
* 0.3 rapido gibiyimdir, her ortama uyum sağlarım

ntvtr:

MysteryGuitarMan (Gizemli gitarcı) adlı YouTube kullanıcısı Los Angeles sokaklarına yapıştırdığı 1200 çıkartma ile sıra dışı bir videoklip hazırladı ve George Michael’ın ‘Faith’ini coverladı.

(Source: video.ntvmsnbc.com)

  Gökhan’la Beşiktaş otoparkta oturuyoruz ve konuşmalar başlıyor sıkı durun.3 boyutlu gözlükleri olanlar varsa taksın… ( Gökhan: G , Nihat: N )

N: Eskiz o oluyo işte.

G: Bunlara günahını bile parayla satacaksın.

G: Bi kız sigara içince bütün cezbediciliğini kaybediyor bence.

Arka masa: Buyrun beni aramışsınız.

N: Bu yazdıkları sakla.

Çaycı: Çay içermisiniz ?

G: Ben alayım

N: Ben almıycam.

G: Bi şeker daha alabilirmiyim ?

G: Öyle bir geçer zamanki de bir koltuk gördüm bacakları ceylan bacağı gibi.

! Urfa dernekten mesaj geldi.Abdurrahman ölmüş, lakabı köseymiş

G: Dengesiz oğlu dengesiz ( kime dediği hakkında bi bilgim yok. )

G: Ben bi koltuk çizeyim o zaman.

N: o koltuğun ortasına niye o ovali çizdin.göt koyma yerimi orası ?

G: Orası bombe yukarı doğru.

N: yanlış olmadı mı o çukur olmuş gibi.

G: Farkındaysan altını taradım.

G: Canım yine sigara istedi yaaa,ulan bi kız içince canım istedi yaaa

! Bu arada ben bir çay içtim, G ikinci çayı içiyor.,

G: Delikanlım şiiri kimin ?

N: Nazım Hikmet’in Deniz Gezmiş bu şiiri kendi için yazıldığını düşünürmüş her okuduğunda

G: aaaaaa,eeeeeeee,ooooooo yazlan bunu

N: Yazarım lan

G: Ama öyle şey oluyo, kırıcam şimdi kalemi çok canım acıdı çeksene elini.

N: Ben o kadar konuşamıyorum sayın okuyucu, yazıyorum ya o açıdan.

G: Tualler ne kadar ?

N: Boyuna göre değişir.28 cm’i çok pahalı değildir.

N: Her günümüzü böyle yazıcam artık.

G: Kaset al kaydet.

N: Dereler akar akar dağılır dört bi yaniii

Gökhan esniyor şuan…

G: Nerelere gideyim bu sevdali baş ile… sesi arttırdı… Ah duman karaduman

sardi dört yanumuzi…

N: Nereye lan ?

G: Kalk şu şeye bakalım.Belki sonra yine geliriz.

07/05/2012 18:22

Delikanlım!. İyi bak yıldızlara

— Delikanlım!. 
İyi bak yıldızlara, 
onları belki bir daha göremezsin. 
Belki bir daha 
yıldızların ışığında 
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin.. 

Delikanlım!. 
Senin kafanın içi 
yıldızlı karanlıklar 
kadar 
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir. 
Yıldızlar ve senin kafan 
kâinatın en mükemmel şeyidir. 

Delikanlım!. 
Sen ki, ya bir köşe başında 
kan sızarak kaşından 
gebereceksin, 
ya da bir darağacında can vereceksin. 
İyi bak yıldızlara 
onları göremezsin belki bir daha…

İstanbul’u izliyorum, gözlerim faltaşı;
Evimde otururken görebiliyorum ,
Kazlıçeşme de yükselen,
onlatıdokuz denilen ucube tarzı View high resolution

İstanbul’u izliyorum, gözlerim faltaşı;

Evimde otururken görebiliyorum ,

Kazlıçeşme de yükselen,

onlatıdokuz denilen ucube tarzı


Riverhouse Niagara by Zerafa Architecture Studio
View high resolution

Riverhouse Niagara by Zerafa Architecture Studio

(via theabsolution)

mütevazi sadelik.

mütevazi sadelik.

(Source: urbanemenswear)

yazdım,çizdim olmadı sildim,olmadı tekrar çizdim,kalacağımı düşündüm ağladım,yapabildiğimi görünce güldüm,şarkı koydum masaya onlarla konuştum,çoğu gece haberleri sunan insanları her saat başı dinledim.teslim döneminde inat edip kahve içtiğim bardağı günlerce yıkamadım, son 3 yılımı ben burda böyle geçirdim. View high resolution

yazdım,çizdim olmadı sildim,olmadı tekrar çizdim,kalacağımı düşündüm ağladım,yapabildiğimi görünce güldüm,şarkı koydum masaya onlarla konuştum,çoğu gece haberleri sunan insanları her saat başı dinledim.teslim döneminde inat edip kahve içtiğim bardağı günlerce yıkamadım, son 3 yılımı ben burda böyle geçirdim.

ZEMBEREK

ZEMBEREK: Koskoca dünyanın minyatür bir temsilcisi gibidir sınıf; sınıfta zamanın akışını hayatlarının merkezine almış öğrenciler. Gemlikli Celil babasının hediyesi saatiyle sınıfın en önemli şahsiyetidir. Ne de olsa öğrencisinden öğretmenine herkesin tek bir soru vardır aklında: “Kaç dakika var?” Bıkmadan usanmadan cevaplar bu soruyu Celil; “on yedi dakika, beş dakika, üç dakika…” Hatta elli dakikalık dersin içinde “Daha kırk beş dakika var,” diye cevapladığı bile olur. Derken bir gün zembereği kırılır saatin, sınıfın o en önemli şahsiyeti Zemberek lakabıyla dalga geçilen birine dönüşür. Babasına yazdığı mektupta kırılan şeyin ne olduğunu yazmaya bile cesaret edemez; çünkü asıl kırılan saatin zembereği değil Celil’in gurbetteki kalbidir…

(Sait Faik, Zemberek)

(Source: filucusu.blogspot.com)

[Flash 9 is required to listen to audio.]
159 Plays
The Cinematic Orchestra
All That You Give

All That You Give

The Cinematic Orchestra

santralistanbul

(Source: vimeo.com)

Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.


Nilgün Marmara

Yarim Haziran


Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle…
Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde…
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri…
Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın…
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin…
Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı…
Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı…
Tutkunum sana… sadık, itaatkar ve hayran.. …
Yarim Haziran…!

***

Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman…
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla…
Haziranlarda aşık,  haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol­dum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar… kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış… kimi çocuk, kim genç, kimi olgun…
Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana… hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin… peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre…
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu­tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine… hazırlıksız… insafsız…
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni…
Kimi gerçek, çoğu yalan…
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin…üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze… bir o kadar kusursuz…                    
Anladım ki, Haziran’da sevmek yaman…
Yarim Haziran..! 

***

Ocaklar kurdum sıcacık… Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız… Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana…
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık… onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi…
Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları… Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında… Sorguda  ele vermedin beni… Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi…
Kimbilir kaç sırrı sakladın… kaçını ele verdin… o gecikmiş hesaplaşmalarda…
Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını… ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde  aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman…
Müsebbibi sensin… Yarim Haziran…!        

***

Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk..
… ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi…                                                       
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım… Haziran doğumlu…                                                
Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin’den artakalan:                                                
‘“Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam…/Haziran’da ölmek zor”…  
Lakin doğmak da zor Haziran’da…
Yaz kapıyı çalsa da;
… biliyoruz sonu hazan…
Yine de seviyorum seni…
Yarim Haziran..!

CAN DÜNDAR

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI - 1972 View high resolution

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI - 1972